Ne kadar değerliyim

Bir soruyla başlayalım…

Yazının başlığını ünlemle mi yoksa soru işaretiyle mi bitirdiniz?

Her gün zihnimizde kendimizi ve başkalarını eleştirirken ya göklere çıkarır ya da yerle bir ederiz. Psikolojide yeri olan eleştirel bir iç ses sürekli olarak konuşup durur zihnimizde; kıyaslamaktan zevk alır, işi gücü budur… “Bu işi ondan daha iyi yaptım”, “Keşke o yorumu yapmasaydım, aptal durumuna düştüm.

Sürekli konuşan eleştirel iç sesimizle “utanç-aşağıda hissetme” ile “büyük hissetme”arasında salınır dururuz. Halbuki bunlar işimize yaramaz. Ne kendimizi “büyük-en” ne de “utanç-küçücük” hissetmek, hayatımızı buna göre devam ettirmek hem kendimiz hem de ilişkilerimiz için sürdürülebilir değildir. Olmayı istediğimiz, kendimizi iyi hissedip huzur bulduğumuz ve “işte şimdi bu benim!” dediğimiz yer tam da “ortasıdır.” Kendimize ve başkalarına şefkat gösterebildiğimiz yer burasıdır.

Ancak “ortada” olduğumuzda kendimizi tam anlamıyla “değerli” olarak tanımlayabiliriz. İşte o zaman yukarıdaki başlık kendimize şefkatle söylediğimiz, bizi güçlendiren bir söyleme dönüşür. “Ne kadar değerli olduğumuz” ne sahip olduğumuz bir şeyle, ne iş yaşamındaki başarımızla ne de başkalarının bizi onaylamasına bağlıdır. “Biz kendimiz, tek ve biricik olduğumuz için” değerliyiz. Çoğumuz bunu bilmezden geliyor, eleştirel iç sesimizin kıyaslamalarına kanıp olduğumuz şeyi unutup, gerçekte olmadığımız bir şeyin sıkıntısı ve zorluğuyla başa çıkmaya çalışıyoruz. Bu şekilde kendi kendimizi “sabote etmiş”, kendi değerliliğimizin karşısına dikilmiş oluveriyoruz.

Peki neden böyle oluyor? Değerliliğimize bakış açımızın kişiliğimizle güçlü bağları var. Geçmişteki deneyimlerimiz, gözlemlerimiz, farkında olmadan öğrendiklerimiz bizi bilinç dışı bir etkiyle yönlendiriyor. Kişiliğimizi değiştirmek elbette mümkün değil, ama kendimizi “sabote etmemeyi” öğrenebiliriz. Eleştirel iç sesimizle ancak yine kendimiz başa çıkabiliriz.

Ne yapabilirim? Araştırmalar eleştirel iç sesimizi yönetmek, “ortada” kalarak kendi adımıza “değerliliğimizi” gerçek kılmak için 4 temel adımı tarif ediyor:

  1. Eleştirel iş sesimizin bize ne dediğini fark etmek
  2. O anda kendimizi sabote etmekten vazgeçip durmak
  3. Gerçek duruma geri dönmek, “mükemmel olmayan” mükemmelliğimizi kabul ederek kendimize şefkat göstermek
  4. Anlamak için merak etmeye devam etmek, kendimize daha objektif bakabilmek

Yazımı Oruç Aruoba’nın sözcükleriyle, anlamıyla bitirmek istiyorum:

“…Demek ki, kişi, yaşamının anlamını kurmak için, değerlilik odağını ne kendisine ne de ötekine koymalı – ortaya koymalı…

‘Ortada’dır, anlamı, yaşamının, kişinin…  / Olmayalı, 4.Basım – sf.75”

Kadın Makamı’nın yolu açık olsun…

 

Önceki İçerikKahve kokusunun peşinde egzotik keşif rotaları
Sonraki İçerik1 Ekim Haftasında Gökyüzü’nün Fısıldadıkları…
Ece Aktan, 1995 Orta Doğu Teknik Üniversitesi Psikoloji Bölümü mezunu, evli ve bir çocuk annesidir. İş hayatına bankacılık sektöründe başlamış sonrasında uzun yıllar danışmanlık sektöründe Arthur Andersen, Davranış Bilimleri Enstitüsü, Hay Group-Korn Ferry’de yönetici danışman, üst düzey yönetici ve ortak olarak görev yapmıştır. Halen Linkage Turkey’de, Türkiye ve Almanya ofislerinin Danışmanlık Hizmetlerinden Sorumlu Başkan Yardımcısı olarak görev yapmaktadır. Üst yönetim takımlarının gelişimi ve etkinliği, kültür dönüşümü, değişim yönetimi, liderlik ve yetenek gelişimi, üst düzey yönetici değerlendirmeleri ve organizasyonel gelişim konularında kurumlardaki üst düzey yöneticilerle birlikte çalışarak, şirketlerin stratejilerini gerçekleştirmesine yardımcı olmaktadır.