Girişimci doğulur mu yoksa olunur mu?

Bilim insanları sizin genetiğinize bakarak başarılı bir girişimci olup olmayacağınızı çok yakında söyleyecekler desem, şaşırır mıydınız?

Evet, son günlerde bilim insanları girişimciliğin sizin için bir kader mi yoksa sonradan çevresel faktörlerin yardımı ile kazanılacak bir beceri olup olmadığını araştırıyor.

Dünyanın her yerinde sosyal psikologlar ve ekonomik teorisyenler bu ilginç soruya ışık tutacak bilimsel çalışmalar yapıyor. Bu yazımda yapılan bu çalışmaların sonuçlarını değerlendirerek, genetik özelliklerimizin girişimci olmamıza ne kadar etkili olduğunu birlikte ele alalım istiyorum.

Londra’da bulunan Kings College, İkiz Araştırma ve Genetik Epidemiyoloji Bölümü bir çalışma yapmış. Çalışma, Case Western Reserve Üniversitesi’nde girişimcilik çalışmaları profesörü olan Scott Shane ile birlikte King College’dan Tim Spector ve Lynn Cherkaş gibi bir dizi araştırmacı tarafından yürütülmüş. Çalışma grupları, denek olarak seçilmiş belirli sayıdaki tek ve çift yumurta ikizlerini inceleyerek girişimciliğin davranışsal ve moleküler genetiğini incelemişler. Bu deneklerin bazı özelliklerine bakarak değişik testler uygulamışlar. Örneğin kendi işinde mi çalışıyorlar? Ne kader süredir çalışıyorlar? Yeni bir iş başlatmak istiyorlar mı? Bu verilerin sonucunda araştırma grupları özetle aşağıdaki sonuçları içeren bir rapor sunmuş;

Girişimci olma eğiliminin yüzde 37 ile 48’i arası genetik olduğunu

Yeni iş fırsatlarını tanımlama eğiliminin genlerden geldiğini

Serbest meslek gelirinin kalıtımsal olduğunu

Genetiğin sadece girişimciliğe girme eğilimini değil, aynı zamanda bunu gerçekleştirme yeteneğini de etkilediğini

Tek yumurta ikizlerinin, çift yumurta ikizlerine göre daha çok girişimci özellikleri taşıdığını bulmuşlar.

“Doğuştan Girişimciler, Doğuştan Liderler” adli kitabın yazarı olan Scott Shane yaptığı bu çalışma ile insanların genetik kompozisyonlarının kariyer tercihlerini etkilediğini belirten sonucu çıkarmış. Özetle Shane bazı insanlar girişimci olarak doğarken bazılarının doğmadığını söylüyor. Bununla birlikte, Shane, herhangi bir biyolojik perspektiften işin bütün yönlerini incelemek için çok erken olduğunu da ekliyor. Yani yukarda yapılan çalışma bugüne kadar en etkili çalışma olsa bile bu konu ile ilgili sahip olduğumuz bilgiler sınırlı olduğundan, nihai bir sonuca varamayacağımızı da raporuna ekliyor.

DNA’nız ne diyor?

Bildiğimiz gibi DNA’larımızı biyolojik ebeveynlerimizin her birinden alıyoruz. Son günlerde DNA’mızın fiziksel ve davranışsal özelliklerimizi nasıl etkilediği hakkında bir çok yeni iç görüler ediniyoruz. Bir kimsenin girişimci olarak genlerinden miras alması mümkün olabilir. Genler diyorum, çünkü tek bir gen değil, ebeveynlerimizden gelen genlerin birleşimi ile bir birey lider, risk alıcı veya girişimci özellikleri taşıyor. DNA’mız bizim hikayemiz ise, ebeveynlerimizden aldığımız genlerimizi de bu hikayeyi yazan lisan olarak düşünebiliriz. Miras aldığımız DNA ile etkileşen çevresel faktörler de girişimci özelliklerimizi tetikleyebiliyor.

Ancak önemli bir renk farkını da vurgulamamız gerekir. Bu da başarılı girişimci ve girişimci olmak arasında önemli bir ayrım var. Genetik kodlara bakmadan herkes girişimci olabilir. Bu ne demek? Herkes bir iş kurabilir, yeni iş fırsatlarını görebilir veya serbest meslek sahibi olabilir. Fakat herkes başarılı girişimci olamaz. Başarılı girişimcinin bazı genetik özellikler ile ortaya çıkan meziyetlere sahip olması gerekir. Aksi takdirde başarılı bir girişimci olmak ya çok zor ya da imkansızdır.

Peki bu özellikler nelerdir? İstisnalar dışında başarılı girişimciler için çoğunlukla ben-merkezli, tutkulu, risk almaya seven eğlenceli kişiler olduğu söylenmektedir. Hatta bazılarının beynindeki doğal “dopamin” seviyesinin düşük olmasından dolayı çok çalışmaktan zevk aldıkları ve genellikle biraz inatçı, rekabetçi, analitik ve meraklı oldukları bilinen bir gerçektir.

Bu özellikler, girişimcilerin stres ve baskı altındayken işlerini verimli bir şekilde gerçekleştirmelerinde onlara yardımcı olur. Sadece işi yapmak veya doğru yapmakla da bitmez, en zor koşullar altında bile motivasyonlarını kaybetmeden çalışmak çok önemlidir. Girişimci kendine ayrılmış zaman diliminden önce işlerini bitirir ve sonunda her zaman başarıyı yakalayamayacağının bilinci ile işlerine sarılır. Çünkü yaptığı işe gönülden inanmış ve bağlanmıştır.

Sonuç

Bazılarımız, genetik dokularıyla, doğuştan girişimcilik avantajlarına sahip olabilir. Bunlardan bağımsız, çevre şartları da girişimci olmak için güdülerimizi yaratabilir ya da besleyebilir. Ancak çalışmadan başarılı girişimci olamayacağımızı bildiğimiz için yaklaşımımız, bu “doğal şansı” değerlendirip, zorluklara boyun eğmeden hayalimizi kovalamayı emreder. Başarı, kurduğumuz ülküde, gösterdiğimiz amaçta, hiç yılmadan yürümemiz’den geçer.