Jane ve John ilk defa yatırımcıların karşısına çıkıyorlardı. Çok heyecanlılardı. Dile kolay, üç senedir üzerinde çalışıyorlardı. Jane, Harvard Üniversitesi’nden, John ise Northeastern Üniversitesi’nden mezundu. Jane müşterilerin ihtiyacını fark etmiş; şirketi kurmuştu. Uygulamayı bizzat kendisi programlamıştı. Daha sonra, bir yıl kadar önce, bir “hafta sonu hackathon”unda John ile tanışmışlardı. John pazarlama ve satış konusunda tecrübeliydi. Başlarda beraber çalışabileceklerinden emin olamamışlardı. Ancak zamanla ilişkileri oturmuş, ilk büyük satışlarını yapınca da artık birbirlerine güvenleri artmıştı. Zaten bu sayede şirketleri son bir senede hızlıca büyüyüp, bugün yatırımcıların önüne çıkar hale gelmişti.

Her geçen gün kadın girişimcilerin sayısı hızla artmakta. Farklı başarı öyküleri ve ayrımcılık haberleri ile fırsat eşitliğine doğru giden yolda hızlı gelişmeler yaşanmakta. Hatta yalnızca kurucusu kadın olan şirketleri “kuluçkalayan” ya da bu tür şirketlere yatırım yapan girişim sermayesi yatırımcılarının da sayısı artmakta. Bunlar elbette “makro” yapıda çok güzel haberler. Gelgelelim, bir kadın kurucunun açısından baktığımızda, “mikro” yapıda durum ne kadar iç açıcı, bunu da değerlendirmek gerekir.

Sıraları gelip de yatırımcılarla aynı odaya girdiklerinde, Jane ve John, önceden planladıkları şekilde sunumlarına merhaba diyerek başlamışlardı. Sunumlarını, 1-2 kısa soru haricinde kesintisiz ve dengeli bir şekilde bitirdiklerinde artık heyecanları azalmıştı. Yatırımcılar sorularına devam ediyorlardı. Yanıtların çoğunu Jane daha iyi bildiği ve yanıtlamaya devam ettiği halde, yatırımcılar soruları, özellikle teknik konularda olanları hep John’a yöneltiyorlardı. Jane, John da bu konulardan haberdar olduğu için, yanıtları onun vermesini doğal karşılıyordu; ancak içinde onu rahatsız eden bir sezgi vardı.

Amerika Birleşik Devletleri’nde kadın girişimciler, işletmelerin yüzde 38’ine sahip olmasına rağmen, tüm girişim fonlarının sadece yüzde 2’sini alıyorlar. Pek çok kişi aradaki farkın daha çok kadın yatırımcının ortaya çıkması ile kapanacağına inanıyor. Fakat geçtiğimiz birkaç yılda ABD’de kadın girişimci kapitalistlerin sayısında bir artış yaşanmasına rağmen, finansman açığı küçüleceğine daha da büyüyor.

Kadın girişimcilerin neden erkek meslektaşlarından daha az fon almaya devam ettikleri konusunda her gün yeni nedenler öne sürülüyor. Örneğin, uzmanlar New York’ta her yıl düzenlenen bir girişim finansmanı yarışması olan “TechCrunch Disrupt”ta girişim sermayesi sağlayanlar ile girişimcilerin soru ve cevap etkileşimlerini gözlemlemişler. Daha sonra yarışmada başlatılan girişimler için tüm finansman turlarını takip etmişler. Ortaya çıkan sonuçların önemli ölçüde farklı olduğunu keşfetmişler: Erkek liderliğindeki girişimcilerin kadın liderliğindeki girişimcilerden beş kat daha fazla sermaye fonu aldıklarını görmüşler!

Ayrıca bu sunumlarda, soru-cevapların video transkriptlerini analiz etmişler ve yatırımcıların erkek ve kadın girişimcilere farklı sorular sorduğunu görmüşler: Erkeklere daha çok “kazanım” potansiyelleri, kadınlara ise “kayıp” potansiyelleri hakkında sorular sorulmuş. İşin daha da üzücü tarafı bunu hem erkek hem de kadın yatırımcılar yapmış!

Kısaca yatırımcılar erkek girişimcileri test ederken terfi, başarı, ilerleme ve ideallerine odaklanırken, kadın girişimcilerle bunun aksine güvenlik, sorumluluk, önlemler üzerine odaklanmışlar. Erkek girişimcilere yöneltilen soruların yüzde 67’sinin büyüme odaklı, kadın girişimcilere yöneltilenlerin yüzde 66’sının ise engellere odaklı olduğunu görmüşler.

İşin daha da ilginci, aynı girişim şirketinde çalıştıkları halde yatırımcılar, erkeklere daha çok “Gelişmeye Yönelik” sorular sorarken kadınlara “Engellere Yönelik” sorular sormuşlar. Doğal olarak potansiyel kazanım sorularına erkek girişimciler, kazanıma yönelik cevaplar verirken, kadınlar potansiyel kayıp sorularına daha çok işlerini nasıl koruyacakları ve riskleri ile ilgili cevaplar vermiş. Öykümüzün kahramanlarından, Jane daha çok savunma yapmak zorunda kalırken John, sorulara verdiği yanıtlarla yatırımcılarda CEO görevine daha uygun olduğu intibasını bırakmış.

Bu eşitsizlik nasıl ortadan kalkacak?

Bu soru tiplerini incelerken ortaya çıkan eşitsiz tablonun nasıl değiştirileceği üzerine de çalışmalar yapılıyor. Örneğin, girişimciye sorulan soru tipi “Engellere Yönelik” olsa bile cevabının “Gelişmeye Yönelik” verilmesi gerektiğini vurgulamak lazım. Soru tipi ne olursa olsun “Gelişmeye Yönelik” cevaplar veren şirketler, daha sık yatırım almayı başarıyorlar. Bu nedenle artık ABD’de bulunan bazı girişim programlarında kadın girişimcilere bu tip sorulara nasıl cevap verilmesi gerektiğinin eğitimleri veriliyor.

Bulgularımız, yatırımdaki cinsiyet farkının, daha fazla kadın yatırımcı ile çözümlenmeyeceğini gösteriyor. Girişimleri değerlendiren kadın ve erkek yatırımcıların her ikisi de sorularında aynı önyargıyı sergilemekte, kadın girişimciler yerine istemeyerek erkek girişimcileri tercih etmektedir. Yatırımcıların çoğunun bir zamanlar girişimci olduğunu düşünürsek, kadın girişimcilerin artması, uzun vadede girişim sermayesi sahipliğinde kadınların oranını da yükseltecektir.

Elbette sadece uzun vadede bir çözüm beklemek yerine, kısa vadede, hatta dünden başlayarak bu süreci hafif hafif düzeltmeye başlayabiliriz. Örneğin yatırımcılar bu fenomenin farkında olarak, soru ve cevap etkileşimlerini daha dengeli bir şekilde gerçekleştirebilirler. Yatırım şirketleri bunu kendi içlerinde ele alabilirler.

Yatırımcı şirketlerde ya da kuluçka ve hızlandırma programlarında, kadın girişimcilere destekleri oranında vergi teşvikleri uygulanabilir. Örneğin, kurucu ve yöneticileri kadın olan şirketlerden “Tohum” ve Seri A yatırımları alana kadar, satış ya da başka tür vergiler alınmayabilir. Ya da vergi kredileri seçeneği yaratılıp, yatırımcılar için doğal çekicilik sağlanabilir.

Jane ve John, sunumları bitince, değerlendirme yapmak için bir kafede oturdular. İyi bir iş çıkardıkları konusunda hemfikirdiler. Jane biraz tereddütle de olsa, John’a içindeki rahatsız edici sezgiden bahsetti. John’un ilk tepkisi, bunu fark etmediğini söylemek oldu. Biraz düşündükten sonra o da gördü ki, Jane haklıydı. Bütün iyimser sorular ona sorulmuş, bütün kötümser soruları da Jane yanıtlamak zorunda kalmıştı. Bu sadece bir haksızlık değildi; ekip olarak kendi bilgi ve becerilerini daha iyi kullanabilirlerdi. Bundan sonra, benzeri sunumlarda dengesiz soru dağılımını engellemek için bazı iyimser soruları Jane’e ve bazı kötümser soruları da John’a yönlendirmeye karar verdiler.

Sonuç

Gittikçe sayıları artan kadın girişimciler, kadın yatırımcılar ve kadın girişimcilere yönelik destekler, beklenilen ve doğru yönde bir gelişme. Ancak, bu makro eğilimi artık bütün ayrımcılıklar ortadan kalktı diye yorumlamak için henüz oldukça erken. Profesyonel yaşamda “kız kardeş” dayanışması ile hareket edilmesi önemli adımlardan bir tanesi. Elbette ki kısa ve uzun vadede vergisel avantajlar ile kadın kurucu ve yöneticili şirketler, yatırımcılar için daha çekici hale getirilebilir.

 

Önceki İçerikHaberdar olmanız gereken 10 Orta Doğulu moda tasarımcısı
Sonraki İçerikTSKB ‘Yarının Kadın Yıldızları’na desteğini sürdürüyor
Tülin Çesmeli, Boston, MA merkezli “CrossPreneurship”in kurucusu ve CEO’sudur. “CrossPreneurship, girişimcilerin kendi şirketlerini yurt dışında kurma ve büyütme hayallerine yardımcı olan küresel bir danışmanlık programıdır. CrossPreneurship'ten önce, Tülin Çeşmeli İstanbul'da “XPR Relocation Services” şirketinin kurucu ortağıydı. Kuzey Amerika, Avrupa ve Orta Doğu gibi bölgelerdeki çalışma hayatında kazandığı deneyimlerini aktardığı “XPR Relocation” şirketi kısa sürede büyümüş, Türkiye'nin önde gelen relokasyon firmalarından biri haline gelmiştir. Kendisi ABD'ye tekrar taşınması nedeniyle şirketini Turkiye’nin önde gelen firmalarından birine satmıştır. Girişimcilik yıllarından önce, Türkiye'de, ABD'de ve Fransa'da özel ve kamu kuruluşlarında 10 yıllık kurumsal deneyime sahip olan Tülin Çeşmeli, kurumsal hayatı boyunca teknoloji, üretim ve tedarik zincirinde çeşitli sektörlerde çalışmıştır. Endüstriyel ve profesyonel yaşamından önce, basın ve TV prodüksiyonlarında çeşitli roller de üstlenen Tülin Çeşmeli aynı zamanda New England'daki Türk-Amerikan Kadın Vakfı'nın kurucusu ve başkanıdır. Hacettepe Üniversitesi, Ankara-Kimya Bölümü ve New York State Üniversitesi, Albany-Bilgisayar mühendisi olmak üzere iki lisans derecesine sahiptir. Tülin Çeşmeli ailesi ile birlikte Boston, Massachusetts’te yaşamaktadır.