11 C
Istanbul
22 Nisan 2019, Pazartesi - 21:28

Neyran Günüçer

Doğduğumda henüz İstanbul’un bitki örtüsü inşaat değildi. Çocukluğumuz bahçeli evlerde eriği ağaçtan, dutu çarşaftan yiyerek geçti. Sokaklarda top oynayarak büyümenin şans olarak görülmediği günlerdi. Aslında büyüme kısmı da fena gitmedi. Dizlerimdeki yaraların izi hiç geçmedi, okullar bitmek bilmedi. Sonunda İTÜ Jeoloji Mühendisliği bitti. Herkes mühendis olacağımı sandı ama alakam yoktu. Okul biter bitmez web grafik eğitmenliği yapmaya başladım. Motosiklet tutkum yüzünden Türkiye Motosiklet Federasyonu’nda çalıştım. Sonra ajanslara geçiş yaptım. Derken bir gün, çalıştığım ajansın bir müşterisi için sergi hazırlamaya başladım ve o zaman anladım ki işin içinde kesinlikle sanat olmalıydı. Sonra yoluma küratörlük yaparak devam ettim. Sergilere bilimsel yaklaşmalıydım, bu yüzden YTÜ’de müzecilik yüksek lisansı yapmaya başladım. Bir yandan Tuluhan Tekelioğlu’yla çalıştım; belgeseller çektik, hâlâ çekiyoruz. Öte yandan, ah şu tezi bitirsem derken bir kitap yazdım. Dilimin Ucu Çınlıyor’da biraz benden biraz senden esinlendim, gözlemlerimi hayallerimle buluşturup bir hikâye oluşturdum. Bu hayaller hiç bitmesin istiyorum. İşte bundan dolayı tez bitmiyor ama bir kitap daha bitiyor. Çıplak Mahrumiyet Bandosu ile hayatıma yepyeni kahramanlar, yepyeni yaşamlar giriyor.